Bu sitede bu zamana kadar bir tek İsmail YK şarkısının yer almamış olması bizim ayıbımız. Bunun herhangi bir bahanesi olamaz.
İsmail YK, her yeni şarkısında kendini aşıyor. Şimdi de dinleyicisine “Kudur Beybi” adlı müstesna eserle ulaşıyor.
Bendenizin aklında ise hep o eski anılar… Liseden en yakın arkadaşımın yaptığı tıpkısının aynısı İsmail YK taklidi… Gülmekten sandalyeden yuvarlanıp tüm meyhaneye rezil oluşum…
İşte öyle mühim bir yeri var İsmail YK’nın. Bu sitede neden yer vermedik bu zamana kadar, anlamadım.
2007 yılında Melissa Boyner adıyla namlı bir hanım kızımız, “Sana Vermezsem” adındaki güzide musikisiyle sahnelerde boy göstermiş, ancak yarattığı oksijen sarısı rüzgar kendi deyimiyle bir takım kişisel ve de müzikal talihsizlikler nedeni ile kısa sürmüştü.
2009′u noktalamaya hazırlandığımız işbu günlerde Melissa, yaşadığı tüm bu talihsizliklere plak şirketi tarafından kendisine verilen “Boyner” soyadını da terkederek, tamamen özüne dönerek, olduğu gibi görünerek son NOKTA’yı koyuyor.
Keremix Records adlı son teknoloji stüdyoda kayedilen NOKTA albümü, yeni adıyla Melissa Dinçer’in sahnelere yeniden doğuşunu simgeleyen bir başyapıt niteliğinde.
Melissa, müzikseverlerin yakinen takip ettiği bir mecra olan Facebook’ta son çalışması hakkında verdiği demeçte şöyle diyor: “NOKTA isimli single’ım yeni albümü müjdeleyen samimi bir çalışma. İlk albümdeki hiç bir şekilde beni yansıtmayan düzenlemeler ve çalıştığım kişilerin zorlamalarıyla üzerime yapışan yanlış imajı bu çalışmayla ‘NOKTAlamak’ istiyorum! Herşeyi kendi istediğimiz gibi yaptık. Çok özel ve manevi bir çalışma benim için çünkü şarkıları düzenlemeleri için dj arkadaşlara emanet ettik ve tek bir kuruş talep etmeden, yüreklerini koyarak emek verdiler. Sadece bir internet albümü olduğu için ve enerjmizin büyük kısmını bundan sonraki asıl albüme ayırdığımız için tamamen amatör ruhla çalıştık ama inanın önceki ilk projeyi yapmamış olmayı ve bu proje ile çıkmayı tehrcih ederdim. Single içeriği ile ilgili bilgi verip sürprizi bozmak istemiyorum. Zaten çok az kaldı.”
İnleten Nağmeler gibi bir alternatif müzika mecrasının Melissa’nın yeniden doğuşuna kayıtsız kalması mümkün olamazdı. Müzik dünyası Melissa’nın yeni single’ı “NOKTA”yı dört gözle beklerken bir önceki albümü “Beni Özenle Aç”tan hitler kulaklarınızın pasını silecek. Melissa kendine haksızlık etmesin, bu albüm kendi janrında on numero.
“Ekolojik ve doğal beslenme” diye tutturup da doğal ya da sağlıklı olduğu gerekçesiyle deniz aşırı ülkelerden egzotik ıvır zıvır getiren zatlara ne kadar sinir oluyorum, bilemezsiniz. (artık bilebilirsiniz)
Memleketteki yerel ürünler tükenmiş gibi, on binlerce kilometre öteden uçak kargolarında karbon emisyonu saça saça sofraya gelen zıkkımları “aman da sağlıklı yaşam, aman da iç huzuru” diye lüp lüp yutan fifoşları Otomatik Portakal filminden aldığım ilhamla koltuğa bağlayıp günlerce bu şarkıyı dinletmek arzusundayım.
Söylemesi ayıp ben ilk gençliğimde çok rafine ve bir o kadar da sıkıcı bir müzik zevkine sahiptim. Arabesk dinlemez, fentezi müziğe burun kıvırırdım. O kadar jakobendim ki, Cengiz Kurtoğlu dinlemediğimi öğrenen lise arkadaşlarım arkamdan “salak” demişti.
Ne olduysa üniversitede oldu ve ben “damar” dehlizinde boğulur oldum. O sıralar Müslüm Baba entelijasyona dalma çabalarında değildi henüz. Sanırım benim miladım, Bergen’di. Bu kadını ve sonrasında Esengül, Kamuran Akkor, Sema İstanbullu derken bir bakmışım ki acılar girdabında balık olmuş yüzüyorum.
Yine de “başlangıç” seviyesinde bir arabesksever olarak Ferdi Tayfur’un “Ölü Aşk Yaşar mı ki? biçiminde sorduğu deriiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin soru benim algı sınırımı aşıyor. Ama şunu biliyorum ki, asıl çetrefil cevabı içinde saklı olan sorularda saklı.
İnsanın işi olsa bir dert, olmasa başka bir dert.. Gerçi şu kriz günlerinde, kimileri darbe günlükleri kimileri de kriz günlükleri tutarken iş güç sahibi olup da dertlenmek pek bir lüks kaçıyor.
100 kişiye sorduk, iş görüşmeleri ardından en çok duyulan cevap nedir? Bir numaralı cevabımız 99 kişiyle:
“Biz sizi ararız!” ……………………………………………………………………………………………99
Karşınızda 80′li yıllara damgasını vurmuş Suavi Karaibrahimgil’den bir kriz şarkısı:
Honki ponki şarkısıyla yakından tanıdığımız Şenay, 1980 tarihli albümünde yer alan honki ponki, çirozname, doy doy doyamadım gibi anlamsız içerikli sözlerinden sıkılmış olmalı ki albüm için kent yaşamını yakından inceleyen, irdeleyen ve iğneleyen bir şarkı icra ederek durumu dengelemeye çalışmış.
Yeni nesil honki ponkiyi Faruk K’dan hatırlayadursun, biz İnleten Nağmeler ekibi olarak Şenay’a hakettiği yeri vermek gerektiğini düşünüyor ve bu altyapısı enfes şarkıyı İstanbul’a ithaf ederek sizlerle paylaşıyoruz. (Şarkının sampleının bir yerlerden esinlenilmiş olduğunu düşünmekteyiz ancak kimden bilemedik)
Disko topları altında dans edebileceğiniz bir haftasonu diliyoruz.
Bu sabah işe giderken sandviç alayım, neşem yerine gelsin dedim, iyi de ettim… Siparişimi verdim ve beklerken gözüm mekandaki televizyon ekranına takıldı. Artık suratımda nasıl bir ifade belirdi bilemiyorum, sandviçi hazırlayan çocuğun, “abla iyi misin” lafıyla irkildim, ve “oynatmaya az kaldı” cevabını mütemadiyen yapıştırıverdim..
Zira televizyonda 90′lar Türk pop müziğine gerek sözler, gerek müzik ve gerek video kliip anlamında damgasını vurmuş bir şarkı çalıyordu..
Evde, işte, sağında solunda, önünde ardında her Allahın günü itinayla delirtilenler için gelsin :
Ajda Pekkan ağızları bir karış açık bırakan son numarası: Kayadan İndir Beni.
kayadan indir beni
kanoya bindir beni
kapılar kitliyse bacadan indir beni
bal koydum alsın diye
yürekler yansın diye
kızlar pazara çıkmış erkekler alsın diye
al beni sar beni sev beni güzelim
sevdim ezelden seni
dostluk sezerden beri
gönül seçti çıkardı bunca güzelden seni
bal koydum alsın diye
yürekler yansın diye
kızlar pazara çıkmış erkekler alsın diye
al beni sar beni sev beni güzelim
“Ne varsa eskilerde var” diye boşuna dememiş eskiler. Güzelim Ajda Pekkan’ın yorumu ile bir Marc Aryan bestesi olan “Moda Yolunda” adlı nostaljik parça karşınızda.
Not: Birbirinden egzantrik şarkıları örümcek bağlamış arşivinden çıkararak biz zavallı fanilerin hizmetine sunan Ozan Bey’e minnetlerimle…
Teoman’ın yeni albümü “İnsanlık Halleri”nden “Ruhun Sarışın” adlı parça.
“akmış ter damlaları mazgallarıma bacaklarından” kısmında biz ölümlülerin anlayamadığı, ama şiirsel suların dalgalı Sensei’si Teo’nun ruhun bam teline dokunan bir meteforu var ama hadi hayırlısı…
Ben yüzeyselim, Fucker Rocker edalarını bir yaştan sonra kaldıramıyor bünye. Ama yemekteyiz programının sevilen bir argümanını tekrar ediyor ve şöyle diyorum: emek verilmiş ve sırf bu nedenle tadacağım. albümün kalanını yani.
ama bu şarkı… nasıl demeli… en iyisi susmalı. bir tek şey söylemeli belki: pete doherty!
güneş doğmuş sokaklarda
akşamdan kalan sabahlar
çınlayan topuk sesleri
dansediyor kaldırımda
uzaktan bir gitar sesi
karışıyor adımlara
akmış ter damlaları
mazgallarıma bacaklarından
artık istesem de koşamam
sımsıkı tutmuşsun yakamdan
ben de vazgeçip kaybolurum
esmer ıslak vücudunda